Forum Alev

Forum Alev

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Forum Alev > Hayat-Yaşam > Her Telden > Halk Oyunları - Dans

Forum Alev


             
Zeybekliğin Kuralları-Ali Haydar Avcı ile ilgili Benzer Konular
237 Kez Görüntülendi

Tanju Okan - Haydar Haydar
Haydar Zorlu (Haydar Zorlu Kimdir?
Ali Haydar Bayat (Ali Haydar Bayat Kimdir? - Ali Haydar Bayat Hakkında)
Haydar Ergülen ( Haydar Ergülen Kimdir? - Haydar Ergülen Hakkında )
Haydar Aliyev (Haydar Aliyev Kimdir? - Haydar Aliyev Hakkında)

Türk Halk Oyunlarında Araştırma-Derleme İlkeleri | Bursa'da Oyunlar
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 17-01-2009   #1
 
Arrow Zeybekliğin Kuralları-Ali Haydar Avcı

Zeybekliğin Kuralları-Ali Haydar Avcı isimli yazı Mumsema Zeybekliğin Kuralları-Ali Haydar Avcı Forum Alev


Toplumda düzen bozulur, bir kez hak elde edebilmek zora ve güce dayanırsa orada “dağların yasası” egemen olur Dağ yasalarının sahipleri ise bellidir: Dağlarda iç içe yaşayanlar… Zeybekler de bunlardan bir kesimidir
Zeybekliğin Kuralları-Ali Haydar Avcı
Şurası bir gerçek ki, insan koşullarının ürünüdür Bir dönem sonra koşullar kaçınılmaz olarak yaşam biçimini ve kuralları belirler

Bu bağlamda, efelerin ve zeybeklerin de uymak zorunda oldukları yaşamlarının temel unsuru olan başkaldırı geleneğinin ve kendi aralarındaki yiğitlik ve mertlik anlayışının ortaya çıkardığı birçok kural ve töreleri vardır Bu oldukça ilginç özellikler taşıyan gelenek ve kurallar yığınının adına kısaca “efelik ve zeybeklik töreleri” diyebiliriz

Adı, etkinliği, ünü, şanı ne olursa olsun, hiçbir efe ve zeybek bu kuralların dışına çıkamaz Çıkmayı da düşünmez Çünkü bu kuralların dışına çıkanların toplum tarafından nasıl karşılanacağı, nasıl dışlanacağı iyi bilinir Açıktır ki, toplumsal dayanağı olmayan, destek görmeyen, hiçbir hareketin ve eylemin yaşama ve başarıya ulaşma şansı yoktur

Efelerin en önemli, hatta birinci derecedeki törelerinden biri, çetedeki zeybeklerin ve kızanların her türlü gereksinimlerini sağlamak, onları en iyi şekilde korumak, kollamak, güvenliğini sağlamak yükümlülüğüdür Efe, bu konuda bencil olamaz, bireysel düşünemez Zaten aralarındaki ilişki paylaşım esası üzerine kuruludur Bundan dolayı efe, çetede en üst düzeydeki otorite olarak genellikle zeybekler ve kızanlar karşısında “babalık ve komutanlık” görevini yerine getiren bir öncü işlevini görür

Zeybekler ve kızanlar her koşulda, her zamanda, her mekânda efeye uymak, yani “itaat etmek” ve onun söylediklerini eksiksiz yerine getirmek zorunluluğuyla karşı karşıyadır İtaat ortadan kalkar, kuralların dışına çıkılırsa o zaman silahlar konuşur Kurallara uyan, efenin öncülüğünü, yönlendiriciliğini kabullenen kızan, baştan silahını onun ayaklarının dibine atar Efe ise bu silahı tekrar almasına izin verir Bu bir çeşit, her koşulda efeye uyulacağının, efenin söylediklerinin dışına çıkılmayacağının, yani itaat altında girildiğinin sözüdür Yaptığımız incelemelerde zeybekler arasında herhangi bir “itaatsizlik” olayına rastlamadık

Efe, yiğitliği, mertliği, cömertliği, korkusuzluğu, sabırlılığı, yardımseverliği, olgunluk örneği davranışları, olayı değerlendirme ve silah kullanmadaki yetenekleriyle çetedeki zeybek ve kızanlara sürekli örnek olmak durumundadır Çünkü her yerde gözler kendi üzerindedir Çevresindekileri yeterince etkileyemeyen, gerektiği gibi çekip çeviremeyen, yani yönlendiricilik ve yöneticilik görevini en iyi şekilde yerine getiremeyen efelerin etkili olma şansı yoktur İncelediğimiz örneklerde efelerin genellikle bu niteliklere sahip ve sezgilerinin oldukça güçlü olduğu görülmektedir

Efenin haberi ve izni olmadan hiçbir zeybek ve kızan çeteden ayrılamaz, kendi başına iş yapamaz Çünkü çok önemli, kendileri için can alıcı öneme sahip sırları paylaşmışlardır Sığınakları, yatakları, kendilerine yardım edenleri, çetenin konumunu, zayıf ve güçlü yanlarını, gezdikleri coğrafyayı, giriştikleri eylemler iyi bilmektedir Bu nedenle ayrılıklarda mutlaka efenin izni ve onayı gerekir

Efeler bekâr olan kızanlarını ve zeybeklerini genellikle kendileri evlendirirler ya da evlenmelerine izin verirler Bu durumda masrafları genellikle efe karşılar Efeler, zeybek ve kızanlarının düğün törenlerinin şanlı şöhretli olmasına özen gösterirler Çünkü bu durum aynı zamanda kendi şanlarını artırır

Batı Anadolu bölgesinde bu gelenekleri yaşam biçimi haline getirmiş birçok efe zeybek vardır Bunlar yaşadıkları dönemlerde toplumu da önemli ölçüde etkilemişlerdir

Efelerin kendi aralarındaki ilişki ve iletişimde uydukları ilginç törelerden biri de “davet” olayıdır Efelik töresince bir efe, başka bir efenin davetini mutlaka kabul eder Kabul etmezse bu efelik töresince ayıptır, korkaklık sayılır Yiğitliğe yakıştırılmaz Nitekim Çakırcalı Mehmet Efe ile arası iyi olmamasına, aradaki adı konulmamış gizli bir rekabete rağmen Pusluoğlu Mehmet Efe, Çakırcalı’nın davetini kabul etmiştir

Yine efelik töresine göre, bir efe oturma anında diğer efeye tüfeğinin ucunu çevirirse bu, “Sen sensin, ben de benim” demektir Herhangi bir kalleşlik yapılacak, pusu kurulacak, mertliğe sığmayan olumsuz bir girişimde bulunulacak olursa, karşılığı silahla verilecek anlamına gelir Bu durum güvensizliğin, kuşkunun ve tedirginliğin belirtisidir Dostça olmayan bir davranış olarak kabul edilir

Dostça bir davranış sayılmayan bu davranış biçimi, daha çok birbirinden çekinen zeybeklerin davranışıdır

Zeybekler aradıkları kişileri kendi deyimleriyle “öküzün boynuna bile girse” mutlaka arar bulurlar Gerekli dersi verirler Bunlar, genellikle kendilerine ve halka düşmanlık eden kişiler, vurguncular, tefeciler, ihbarcılar, ırz düşmanları, sömürücüler, hak hukuk bilmeyen ağa ve zorba takımıdır

Diğer bir ilginç davranışları da ölüm karşısındaki soğukkanlı tutumlarıdır Ölüme aldırmayan, korku duvarlarını aşmış insan, ölümün kendisidir Zeybeklerin kendi aralarında “Alıcı kuşun ömrü az olur” denir Onlara göre, “Yiğit olan yiğit yaşadığı günün hesabını yapmaz” Ölümden korkup da işinden geri durmaz Sorun “alıcı kuş” olabilmektir Bu nedenle olsa gerek “Zeybek yatak ölümü göremez” derler

Geleneği, yazgıyı değiştirmek zordur Kendilerine göre, zeybeğin de sonu, ya bir kurşun, ya bir tuzak, ya da bir çatışma ve vuruşma sonunda ansızın gelen ölümdür Kendileri en azından iç dünyalarında buna inanır, buna hazırlanırlar

Zeybeklik töresince efeler, yolsuzluğun ve haksızlığın yapıldığı yerde ezilen insanların hakkını korumakla yükümlüdür Halkı soyanlardan, ağalardan ve tefecilerden aldıklarını ihtiyaç sahiplerine dağıtırlar Zorbalarla, soyguncularla, “çakal” ve “çalıkakıcı” dedikleri çapulcularla mücadele ederler Halkın gözünde efeler, iyinin dostu, kötünün düşmanıdır Hak severdir Doğruluğun yanındadır

Efeler bu töre ve gelenekte dolayı halk yığınlarınca “hak arayan kahramanlar” olarak algılanır ve efsaneleşirler Haklarında övgü, özlem ve gurur dolu başkaldırı ve sevda türküleri, destanlar yakılır Bu türküler halkın sazında ve sözünde, dilden dile, telden tele dolaşır durur Olayın derinlemesine incelediğimizde bu özellikleri taşıyan birçok efe ve zeybeği görebiliriz

Sözgelimi yıllar yılı yoksul köylüler, göçebeler, ezilen halk kesimleri Çakırcalı Mehmet Efe’nin şahsını, kendilerinden vergi ve asker almaktan başka bir şey yapmayan, üstelik de çoğu zaman baskı uygulamaktan, kıyımdan, sürgün etmekten çekinmeyen Osmanlı yönetimine karşı koruyucu gibi görmüşlerdir

Karşılıklı dayanışma gereği Çakırcalı’da bu kesimlerden desteğini esirgememiştir Bundan dolayı adı “Büyük Efe”ye çıkmış, ölümünden sonra bile yıllarca “Büyük Efe” olarak anılmıştır Çakırcalı’nın “Kahpe Osmanlıya güven olmaz” diyerek yıllarca mücadele edebilmesinin, ayakta kalabilmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu bütünleşmedir

Birçok deneylerden geçmiş, kısa sürede nice yoğun olaylar yaşamış olan zeybekler, ağırbaşlı kâmil, temkinli insanlardır Verdikleri sözü mutlaka yerine getirirler Aralarında yalan söyleyeni, düzenlerine uymayanı barındırmazlar Sululuktan, saygısızlıktan hoşlanmaz, övünmeyi ve kendini beğenmişliği sevmezler Az ve öz konuşurlar

Sözgelimi Kurtuluş Savaşı anıları sorulduğunda kısaca “Biz vazifemizi yaptık” biçiminde konuyu geçiştirmeleri, onların bu alçakgönüllü, sessiz ve derin tavırlarının göstergesidir

Değindiğimiz konular dışında, bir de efe ve zeybeklerin toplum tarafından onaylanan, kendilerine saygı ve sevgi oluşumunun temellerinden biri olan davranış biçimleri vardır Sözgelimi efeler, yüksek fiyatla mal satan tüccarlara çok kızarlar Böylelerine rastladıklarında haksız kazanç sağladıkları gerekçesiyle, kumaşları arşın yerine kargıyla ölçtürürler, tartıda ise malları okka yerine batmanla çektirirlerdir Böylece haksız kazancın acısını çıkarır, onlara ders verirlerdi Bazen de köylerde çeşme yaptırırlar, çeşme oluklarını, su yollarını tamir ettirirler, kuyular açtırırlar, köy odalarının bakımını ve onarımını yaptırırlardır Yoksullara yardım, kimsesiz gençlerin çeyizini düzmek zaten genel karakterleridir Bu özellikleri yüzünden köylü, zeybekleri kendisine yöneticilerden daha yakın sayar; alacak, verecek, tarla sınırı, evlilik gibi anlaşmazlıklarda bile efelerden hakemlik etmesi istenirdi Bilinirdi ki, efeler haksızlık yapmaz, taraf tutmaz, tartıda ayarı kaçırmaz Efeler beğenmedikleri, halkın onaylamadığı, kendilerine uygun düşmeyen muhtar, din adamı ve korucuları değiştirirlerdi Yöneticilerin elinden bu konuda bu yeni atananları onaylamaktan başka bir iş gelmezdi

Zeybekler tanımadığı, güvenmediği evden su içmez; bilmediği, tehlikeli kabul ettiği yoldan geçmezdi Bir yerden bir yere gidecekleri zaman sürekli yön değiştirirler; izlerini, gittikleri yeri belli etmemeye özen gösterirlerdi

Zeybeklerin kayıtsız şartsız uydukları bu kurallar dışında bazı kesimlere karşı öfke ve kızgınlarını sergiledikleri değişik davranış biçimleri vardır Bunların dışında paralı asker olan ve çoğunlukla zeybekleri takip etmekle görevlendirilen zaptiyeler gelirdi Bir arada bulunduklarında söz konusu edildiğinde zaptiye kesiminden “kahpe dinli”, “Osmanlı köpeği” gibi aşağılayıcı deyimlerle bahsederlerdi Buna karşılık, zorunlu askerlik görevini yerine getiren askerlere karşı daha yumuşak ve hoşgörülü davrandıkları, zorunlu kalmadıkça onlarla çatışmaya girmekten, onları vurmaktan kaçındıkları da bilinen bir durumdur

Efe ve zeybekler kendi aralarında kuş ötüşü, ıslık, çeşitli hayvan seslerini taklit gibi bazı özel haberleşme işaretleri ve yeri geldiğinde yalnız kendilerinin anladığı söz ve deyimler kullanırlar, güvenlik amacıyla günlük parolalar tespit ederlerdi Bu özel işaretleri ve parolaları kendilerinden başka kimse bilmezdi

“Bir posta iki aslan sığmaz” ya da “İki koç başı bir kazanda kaynamaz” diyen büyük efeler, aynı zamanda, aynı dağlarda bulunmazlardı

Bunun nedeni vardır Çünkü herhangi bir nedenle her zaman karşı karşıya gelebilirler Bu durumda mutlaka birine zarar gelecektir Ayrıca dağlar etkinlik alanlarının önemli bir bölümüdür Bu nedenle bir büyük efe yüze indi mi, diğer kızanlarını toplar, dağa çıkar Kendini korumaya çalışır Bu konuda en büyük çatışma, Ege dağlarında yıllarca Çakırcalı Mehmet Efe ve Çamlıcalı Hüseyin Efe arasında yaşanmıştır

 



xRockİnGirLx is offline  
Sponsored Links
İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.

Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.