Forum Alev

Forum Alev

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Forum Alev > İslamiyet > İslami Konular > İman

Forum Alev


             
İmanin Bedelİ Ne? ile ilgili Benzer Konular
362 Kez Görüntülendi

İmanin Tadini Almak
Gazetecİlerden KaÇmanin Bedelİ 10 Mİlyon Dolar..
'bedelİ Çanakkale'de Altin Olarak Ödenecektİr'

Şeytanın hileleri ve itirafları | kelebekleri itmeyin ==>mutlaka okuyun beğeneceğinizi umuyorum
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 11-04-2007   #1
 
Standart İmanin Bedelİ Ne?

İmanin Bedelİ Ne? isimli yazı Mumsema İmanin Bedelİ Ne? Forum Alev


İmanin Bedelİ Ne?
İmanin Bedelİ Ne? O Kutlu Elçi insanları Allah'a imana ve kulluğa davet ederken, karşılığında dünyalık bir menfaat, rahat bir gelecek vaat etmiyordu Hiç kimseye Aksine, O'na iman edenler, O'nun yoluna baş koyanlar, akla gelebilecek her türlü ızdırabı , horlanmayı, hatta öldürülmeyi göze almalıydılar, alıyorlardı
Gecenin yarısına doğru sessizce kafileden ayrılanlar oldu Hepsi aynı yöne doğru, kimseye hissettirmeden süzülüp gittiler
Kafile Medine'den gelmişti Beşyüz civarında insan Aralarından sadece yetmiş kadarı müslüman Onların da bir kısmı Allah'ın son elçisini ilk kez görecek Heyecanlı, coşkulu
Önceden aralarında anlaşmışlardı Kafiledekilere hissettirmeden gece yarısına doğru Mina yakınlarındaki Akabe'de buluşacaklardı
Gecenin sessizliğinde, adeta çölün kumlarını incitmeden, yumuşak adımlarla Akabe'de toplanan yetmiş kadar Medine'li müslüman , şimdi heyecanla bekliyordu O gelecekti O kutlu elçi
Biraz sonra Allah Rasulü sav, amcası Abbas ra ile oradaydı Kalpler titredi, selamlaşıldı ve konuşuldu, anlaşıldı, büyük sözler verildi
İkinci Akabe Biatı diye isimlendirilen bu buluşma, hicretten üç ay kadar önce büyük bir gizlilik içinde yapılıyordu Peygamber sav Efendimiz ile Medineli müslümanlar arasında, İslâm'ın geleceği için dönüm noktası sayılabilecek bir sözleşme gerçekleşiyordu
Sıra ellerini uzatıp Efendimiz'e biat etmeye gelmişti Hicretten sonra Ensar ismini alacak olan Medineli müslümanların sözcüleri şöyle dedi:
- Ey Allah'ın Rasulü ! Bizden, kendin için ve Rabbin için istediğin sözü al
Rasulullah sav şöyle cevap verdi:
- Rabbim için O'na hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet etmenizi; kendim için de beni ve ashabımı barındırmanızı, bize yardımcı olmanızı, mallarınızı ve canlarınızı koruduğunuz şeylerden beni ve ashabımı da korumanızı istiyorum
Sözcüler sordular:
- Peki, bunu yaparsak bize ne var?
Allah Rasulü buyurdular ki:
- Allah'ın rızası ve cennet var
Bunun üzerine Medineli müslümanlar dediler ki:
- Ne kazançlı bir alışveriş bu! Biz bundan ne cayarız, ne de vazgeçmek isteriz
(M A Köksal, İslâm Tarihi, VI/26-40'den özet)
* * *
Medineli müslümanlar , yaptıkları sözleşmenin ne kadar ağır olduğunun bilincindeydi Hatta bunu konuşmalarında da ifade etmişlerdi Bu sözleşme, bütün dünyayı karşılarına dikiyordu Canları dahil her şeylerini feda etmeyi göze almışlardı
Bütün bunlara karşılık Allah Rasulü sav onlara ne vaat etmişti? Zafer mi? Yeryüzüne hakimiyet, insanlığa liderlik mi? Mal-mülk mü? Bolluk, bereket mi?
Hiçbiri Sadece Allah'ın rızası ve cennet
Esasen Allah Rasulü sav'in ve Mekke'deki müslümanların durumu da başlarına gelebilecekleri izah etmeye yeterdi Horlanmak, işkenceye uğramak, kovulmak, hayat hakkı bile tanınmamak…
Ama o aşk, o muhabbet var ya Allah rızası var ya Yürekten kopup gelen o ırmak
O Kutlu Elçi insanları Allah'a imana ve kulluğa davet ederken, karşılığında dünyalık bir menfaat, rahat bir gelecek vaat etmiyordu Hiç kimseye Aksine, O'na iman edenler, O'nun yoluna baş koyanlar, akla gelebilecek her türlü ızdırabı , horlanmayı, hatta öldürülmeyi göze almalıydılar, alıyorlardı
Onüç yıl böyle geçti İmanın ve kulluğun, nur ırmağında yıkanmış bir kalbin huzurundan başka hiçbir dünyevi karşılığı olmadı Sadece ıstırap Yüce Mevlâ, o günün müslümanlarını ve Rasulü'nü bütün dünyevi karşılıklardan uzaklaştırdı Onların imanını, ibadetini, kulluğunu adeta ateşte pişirdi, olgunlaştırdı Beklenebilecek ne dünyalık varsa hepsini tüketti
İman nasıl bir güçtür! İtminana ermiş bir kalp nasıl bir zırhtır! Artık onlar, ne kâfirlerin konforundan, ne de kendilerinin böylesine horlanıp hayat hakkı bile tanınmamasından bunalıma düşmediler, düşmüyorlardı Ve şimdi Artık Medine'li müslümanlar , bu yola baş koyuyordu Uzakta, bir çöl gecesinde, gizlice, meleklerin duaları, gülücükleri altında
Yüce Mevlâ'nın sonraları müslümanlara bahşettiği izzet, iktidar, mal-mülk ise, işin ne başında ne sonunda sözü geçmeyen , talep edilmeyen birer ihsandan başka bir şey değildi Ve dikkat edilmesi gereken bir imtihan Allah rızası ve cennet ise, Mekkeli ve Medineli müminlerin namazlarında, zikirlerinde, dualarında, sadakalarında, savaşlarında tek hedef ve beklentileriydi Kâfirlerin rahatlığına gelince, Yüce Mevlâ buyurdu ki:
“İnkarcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın! Azıcık bir menfaattir o Sonra varacakları yer cehennemdir O ne kötü varış yeridir” (Âl-i İmran, 196-197)
Mübarek Rasulü'nün şahsında bütün müslümanları ise şöyle irşad ediyordu:
“Rabbinin hükmüne sabret Çünkü sen gözlerimizin önündesin Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et! Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O'nu tesbih et!” (Tur, 48-49)
* * *
Zaman geçiyor , ama insan ve imtihanı hiç değişmiyor Günümüzde de imanın, kulluğun önünde nice engeller var Çoğu insan helal haram demeden yiyor, içiyor, geziyor, dolaşıyor Zenginliğine zenginlik katmada hiçbir ölçü tanımıyor Nefsi nereye götürürse oraya Ne yazık, bir kısmı bununla da kalmıyor Kalbindeki iman muhabbetini hayatına nakşetmeye gayret edenleri aşağılıyor, nice sıkıntılar çıkartıyor
İnandım ve itaat ettim diyen, dinini yaşamaya çalışan müslüman , böyle bir ortamda helal yiyebilmek için çırpınıp duruyor Faize bulaşmamak, kul hakkına girmemek, kamu malı yememek için nice meşakkate katlanıyor Vücudunu sergilemenin medenilik sayıldığı, insanların giyim kuşamla üstünlük edinme yarışına çıktıkları caddelerde gözünü, gönlünü korumaya çalışıyor
Bütün bunların yanında ibadetlerinde şeytanın ve nefsin binbir türlü vesvesesinden sıyrılıp, sırf Allah için kulluk yapabilmenin mücadelesini veriyor Gurur, kibir, haset, bencillik, gaflet gibi manevi hastalıklarla boğuşuyor
Günler geçiyor , yıllar akıp gidiyor; müslüman , tahammülü güç meşakkatlere katlanırken, niceleri nimet ve saltanat içinde, zevk ü sefa ile yaşayıp gidiyor
Şimdi soru şu: Müslümana bu dünyada rahatlık yok mu? Onun haklılığını ispat edecek, gayretinin, ibadetlerinin bir karşılığı, ölmeden önce onu mutlu edecek bir dünyalık yok mu?
Yok! Böyle bir dünyalık bedel yok Bunu beklemek de yok
Cenab-ı Mevlâ, iman ve kulluğun karşılığını ölümden sonra verecek
Dünya hayatında verdikleri ve verecekleri, tamamen O'nun ihsanıdır; imana ve kulluğa bağlı şeyler değil
Ve bilenler biliyor; yüreği ısıtan, güzelleştiren, güller açtıran, dokunduğu her şeyi yıkayıp arındıran o muhabbet ırmağı var ya O cennet ırmağı
Sığınağımız, tesellimiz, varlığımız, mülkümüz Her gün bin kez ölsek de ölümsüzlüğümüz
Huzur arayan gönlümüz; oraya, o ırmağa

 



mumsema is offline  
Sponsored Links
İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
Alt 08-07-2007   #2
 
Standart --->: İmanin Bedelİ Ne?



Allah razı olsun kardeşim güzel bi paylaşım

 

lunatic_girl is offline  
Alt 29-04-2009   #3
 
Standart --->: İmanin Bedelİ Ne?



Paylaşım için tşkrler

 

ß1ocuk is offline  

Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Harita Harita2 Harita3 Harita4 Harita5 Harita6 Harita7 Harita8 Harita9 Harita10 Harita11 Harita12 Rüyatadı Mumsema Forumacil Mumine Dantel Netalemi Örgü Google Şiirler validator.w3