Forum Alev

Forum Alev

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Forum Alev > İslamiyet > İslami Konular > Risale-i Nur

Forum Alev


             
Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır / tarihçe-i hayat / denizli hayatı ile ilgili Benzer Konular
18 Kez Görüntülendi

Âhiret Kardeşlerime Mühim Bir İhtar / Tarihçe-i Hayat / Kastamonu Hayatı
Denizli Hayatı / tarihçe-i hayat
Üstad'ın Denizli Müdafaasından bazı kısımlar / Tarihçe-i hayat / denizli hayatı
Mektuplar / tarihçe-i hayat / Denizli hayatı
tarihçe-i hayat / Emirdağ hayatı / Ehemmiyetli bir zatın mektubuna mecburi cevaptır

Mektuplar / tarihçe-i hayat / Denizli hayatı | Bu gelen kısım çok ehemmiyetlidir / tarihçe-i hayat / Denizli hayatı
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-04-2009   #1
 
Standart Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır / tarihçe-i hayat / denizli hayatı

Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır / tarihçe-i hayat / denizli hayatı isimli yazı Mumsema Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır / tarihçe-i hayat / denizli hayatı Forum Alev



Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır / tarihçe-i hayat / denizli hayatı Mühim Bir Suale Hakikatlı Bir Cevaptır



Büyük memurlardan bir kaç zât benden sordular ki: «Mustafa Kemal sana üçyüz lira maaş verip, Kürdistana ve Vilâyet-i Şarkiyeye, Şeyh Sinûsî yerine vâiz-i umumî yapmak teklifini neden kabul etmedin? Eğer kabul etseydin, ihtilâl yüzünden kesilen yüzbin adamın hayatlarını kurtarmaya sebeb olurdun?» dediler



Ben de onlara cevaben dedim ki: Yirmişer-otuzar senelik hayat-ı dünyeviyeyi o adamlar için kurtarmadığıma bedel, yüzbinler vatandaşa, herbirisine milyonlar sene uhrevî hayatı kazandırmaya vesile olan Risale-i Nur, o zâyiâtın yerine binler derece iş görmüş Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olmayan ve tâbi olmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi Hattâ ben, hapiste muhterem kardeşlerime demiştim: Eğer Ankaraya gönderilen Risale-i Nurun şiddetli tokatları için beni idama mahkûm eden zatlar, Risale-i Nur ile îmanlarını kurtarıp idam-ı ebedîden necat bulsalar, siz şahid olunuz, ben onları da ruh u cânımla helâl ederim!



Beraetimizden sonra Denizlide beni tarassutla taciz edenlere ve büyük âmirlerine ve polis müdüriyle müfettişlere dedim: Risale-i Nurun kabil-i inkâr olmayan bir kerametidir ki; yirmi sene mazlumiyet hayatımda, yüzer risale ve mektublarımda ve binler şakirdlerde hiçbir cereyan, hiçbir cemiyet ile ve dâhilî ve haricî hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alâka dokuz ay tetkikatta bulunmamasıdır Hiçbir fikrin ve tedbirin haddi midir ki, bu hârika vaziyeti versin Bir tek adamın, birkaç senedeki mahrem esrarı meydana çıksa, elbette onu mes'ûl ve mahcub edecek yirmi madde bulunacak Mâdem hakikat budur; ya diyeceksiniz ki: «Pek hârika ve mağlûb olmaz bir deha bu işi çeviriyor» veya diyeceksiniz: «Gayet inayetkârâne bir hıfz-ı İlâhîdir» Elbette böyle bir deha ile mübareze etmek hatâdır, millete ve vatana büyük bir zarardır; ve böyle bir hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniyeye karşı gelmek Fir'avunane bir temerrüddür



Eğer deseniz: «Seni serbest bıraksak ve tarassut ve nezaret etmesek, derslerinle ve gizli esrarınla hayat-ı içtimaiyemizi bulandırabilirsin»



Ben de derim: Benim derslerim, bilâ-istisna bütünü, hükûmetin ve adliyenin eline geçmiş, bir gün cezayı mucib bir madde bulunmamış Kırk-ellibin nüsha risale, o derslerden milletin ellerinde dikkat ve merakla gezdiği halde, menfaatten başka hiçbir zararı hiçbir kimseye olmadığı, hem eski mahkememin, hem yeni mahkemenin mûcib-i mes'uliyet bir madde bulamamaları cihetiyle, yenisi ittifakla beraetimize; ve eskisi, dünyaca bir büyüğün hatırı için yüzotuz risaleden beş-on kelime bahane edip, yalnız kanaat-ı vicdaniye ile yüz yirmi mevkuf kardeşlerimden yalnız onbeş adama altışar ay ceza verilmesi kat'î bir hüccettir ki, bana ve Risale-i Nura ilişmeniz, mânasız bir tevehhümle çirkin bir zulümdür! Hem daha yeni dersim yok ve bir sırrım gizli kalmadı ki nezaretle tâdilinize çalışsanız



Ben şimdi hürriyetime çok muhtacım Yirmi seneden beri lüzumsuz ve haksız ve faidesiz tarassutlar artık yeter! Benim sabrım tükendi İhtiyarlık vaziyetinden, şimdiye kadar yapmadığım bedduayı yapmak ihtimali var «Mazlumun âhı, ta Arşa kadar gider» diye bir kuvvetli hakikattır



Sonra o zalim, dünyaca büyük makamlarda bulunan bedbahtlar dediler: «Sen, yirmi senedir bir tek defa takkemizi başına koymadın, eski ve yeni mahkemelerin huzurunda başını açmadın, eski kıyafetin ile bulundun Halbuki onyedi milyon bu kıtafete girdi»Bende dedim!On yedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasiyle ve kalben kabuliyle ancak yedibin Avrupa-perest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer'iyye ve
cebr-i kanûnî cihetiyle girmektense; azîmet-i şer'iyye ve takva cihetiyle, yedi milyar zâtların kıyafetlerine girmeyi tercih ederim Benim gibi yirmibeş senedenberi hayat-ı içtimaiyeyi terkeden adama «inâd ediyor; bize muhalifdir» denilmez Haydi inad dahi olsa, mâdem Mustafa Kemâl o inadı kırmadı ve iki mahkeme kıramadı ve üç vilâyetin hükûmetleri onu bozmadı; siz neci oluyorsunuz ki, beyhude hem milletin hem hükûmetin zararına, o inadın kırılmasına çabalıyorsunuz? Haydi siyasî muhalif de olsa, mâdem tasdikiniz ile yirmi senedir dünya ile alâkasını kesen ve mânen yirmi senedenberi ölmüş bir adam, yeniden dirilip, faidesiz kendine çok zararlı olarak hayat-ı siyasiyeye girerek sizin ile uğraşmaz; bu halde onun muhalefetinden tevehhüm etmek, divaneliktir Divanelerle ciddi konuşmak dahi bir divanelik olmasından, sizin gibilerle konuşmayı terkediyorum «Ne yaparsanız minnet çekmem!» dediğim, onları hem kızdırdı, hem susturdu Son sözüm:



حَسْبَنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * حَسْبِىَ اللَّهُ لآاِلَهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ



* * *



İslâmiyet düşmanları, Bediüzzaman Said Nursî ve Nur Talebelerini mahkemelere sevkederken, ortalığa korkular ve tehdidler yayarlar, resmî makamlara bütün bütün uydurma malûmatlar yazdırırlar, herkesi Bediüzzaman ve Risale-i Nurdan uzaklaştırmak için uğraşırlar, Nur Talebelerinin aralarına fesad sokarak tesanüdlerini bozmak için entrikalar çevirirler

Bediüzzaman Said Nursî, Nur Talebelerinin menfî propagandalara aldanmamaları ve hem de Nur Talebelerinin, sevgili Üstadlarıyla görüşmek iştiyakı şiddetli olduğundan bu ruhî ihtiyacı tatmin için, sair zamanlarda olduğu gibi, Denizli hapsinde de yazdığı mektublardan bir kısmını buraya dercediyoruz Hapishanelerde
yazılan mektub ve eserleri Nur Talebeleri gizlice Üstadlarından getirmeyi temin ederler Zira Hazret-i Üstad, her hapishanede tecrid-i mutlak içinde bırakılmış ve başkalarıyla görüşmesi yasak edilmiştir

* * *

«Bu Fıkra Bir Casus Vasıtasıyla Resmî Memurların Eline Geçtiği İçin Lâhikaya Girmiştir»

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

Ramazan-ı Şerif'den birgün evvel, gizli zındık düşmanlarım tarafından verildiğine kuvvetli ihtimal verdiğimiz -doktorun tasdikiyle- bir zehirin hastalığıyla hararetim kırk dereceden geçmeye başlamış iken, Kastamonu'da adliye müddeiumumileri ve taharrî komiserleri, menzilimi taharrî etmeye geldiler Ben, o dakikadan sonra, başıma gelen dehşetli taarruzu, bir hiss-i kablelvuku ile anlayarak ve "Şiddetli zehirli hastalığım dahi ölüme gidiyor" diye Isparta Vilâyetinde kıymetdar kardeşlerimin kucaklarında teslim-i ruh edip o mübarek toprakta defnolmamı, kalben niyaz ettim Hizb-ül Ekber-ül Kur'anı açtım Birden bu Âyet-i Kerime

وَاصْبِرْ ِلحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ

karşıma çıktı, "Bana bak!" dedi Ben de baktım, üç kuvvetli emare ile mânâ-yı işarî bana ve bize teselli veriyor Şimdi başımıza gelen bu musibeti bir cihette hiçe indirdi ve Ispartaya mevkufen beşinci nefyimi, o kalbî duamın kabul olmasına delil eyledi

Birinci Emare: (Şeddeler sayılır) Hesab-ı ebcedî ile binüçyüz altmışiki, bu senenin Arabî
aynı tarihine tevafuk edip, mânâsiyla der: "Sabreyle! Başına gelen kaza-yı Rabbâniyeye teslim ol! Sen inayet gözü altındasın, merak etme! Gecelerde tesbihat ve tahmidata devam eyle!"

Tahlil: Üç
ر altıyüz; dört ن ikiyüz; bir س bir م yüz; bir ص bir ف bir م iki yüz on; dört ك bir ع yüz elli; üç ح bir و bir ى kırk; bir ل dokuz ب bir د bir و dört ا

altmış iki eder Yekûnu binüçyüz altmışiki ederek, bu senenin aynı tarihine ve başımıza gelen musibetin aynı dakikasına tamı tamına tevafuku, kuvvetli bir emaredir

Üçüncü emarenin beyanına şimdilik lüzum olmadığından yazdırılmadı

SAİD NURSÎ



***

 



selametler is offline  
Sponsored Links
İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.

Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Harita Harita2 Harita3 Harita4 Harita5 Harita6 Harita7 Harita8 Harita9 Harita10 Harita11 Harita12 Rüyatadı Mumsema Forumacil Mumine Dantel Netalemi Örgü Google Şiirler validator.w3